YUNANİSTAN… Obama, Atina ve demokrasi

 

“Ekmek, eğitim, özgürlük! Psomi, pedia, eleftheria!” Bu yazının hazırlandığı sırada, Atina’nın merkezindeki bir okulda (ve belki de birçok başka okulda) böyle haykırıyordu çocuklar. Şehrin kozmopolit mahallerinden biri olan Thissio’daki okulda, bu sloganın ardından, Yunanistan’ın “anarşist şairi” olarak tanınan ve oyunculuk kariyeri de yapmış olan Katerina Gogou’nun (d.1940-ö.1993) dizeleri okunuyordu: “Birşeylerin değişeceği günler gelecek…Beni görme, ağlama. Umut sensin.”  Bu sözlerin yankılandığı ilkokulda, her 17 Kasım’da olduğu gibi, 1973’de iktidarda bulunan askeri cunta yönetimine karşı Atina Politeknik Üniversitesi’ndeki işgal ve direniş eyleminde yaşamını yitirenleri anma töreni düzenleniyordu.

Aslında özgürlük, umut ve demokrasiye ilişkin mesajlar bu hafta yalnızca Yunanistan başkentinin okullarında verilmedi. ABD Başkanı Barack Obama da, görev süresinin dolmasından kısa bir süre önce gerçekleştirdiği son yurtdışı gezisi çerçevesinde Atina’dan dünyaya seslenirken (üstelik kentte her yıl gerçekleştirilen en büyük ABD karşıtı eylem olan Politeknik Ayaklanması anmasından bir gün önce), kusurları olduğunu da kabul ettiği demokrasiye övgüler yağdırdı. Biraz klişeleşmiş bir ifade olmasına karşın ‘demokrasinin beşiği’ olarak adlandırılan Atina’da yaptığı konuşmada Obama “İşte burada, demokrasinin doğduğu yerde, yaşam biçimimizin dayandığı hakları, idealleri ve kurumları bir defa daha teyit ediyoruz,” derken, “konuşma ve toplanma özgürlüğü”, “özgür basın”, “inanç özgürlüğü”, “kuvvetler ayrımı”, “özgür ve adil seçimler” gibi haklara da değindi.  Akropol’ü ve Akropol müzesini ziyaretinin ardından, Stavros Niarhos Kültür Merkezi’nde konuşma yapan Obama, Cumhuriyetçi aday Donald Trump’ın 8 Kasım’da ABD başkanı seçilmesine de atıfta bulunarak “…vatandaşlar kendi liderlerini seçebilmelidir, adayınız her zaman kazanamasa da” yorumunu yaptı.

2000’li yılların başından bu yana moda haline gelen “alternatif küreselleşme”* olgusunun aslında kendini kandırmacadan ibaret olduğunu ve neoliberal politikaların çöktüğünü kabullenerek, “ölmüşüz de ağlayanımız yok” demek elbette Obama’ya yakışmazdı. Bunun yerine Obama, gelir ve servet dağılımı eşitsizliğinin, neoliberal politikaları savunanlar tarafından bile eleştirildiği konjonktüre ayak uydurarak, küreselleşmenin (ve onun dinamiklerinin) dünya genelinde “adaletsizlik” duygusunu körüklediğini vurguladı. Bu duruma, “orta sınıf ve işçi sınıfına ait aileler iki yakayı biraraya getirmekte zorlanırken…küresel elitlerin, servet sahibi şirketlerin, gözle görülür biçimde farklı kurallarla yaşadığı ve yasal boşlukları kullanarak vergi ödemekten kaçındığı” bir sistemin neden olduğunu söyleyen Obama “bu eşitsizliğin” ekonomileri ve demokrasileri tehdit ettiğinin altını çizerek, “…artık yalnızca bu eşitsizlik değil, eşitsizliğe ilişkin daha büyük bir farkındalık da var” yorumunu yaptı.

Konuşmasında yer yer kullandığı Yunanca sözcüklerle kendisini dinleyen coşkulu kalabalığı etkilemiş olsa da, Obama’nın Atina gezisi eleştiriler ve protestolara da yol açtı. Yunan Meclisi’ndeki sandalye sayısıyla beşinci sırada yer alan Komünist Partisi (KKE)’nin protesto eyleminde konuşan KKE lideri Dimitris Koutsoumbas, Obama’nın ziyaretini bir provokasyon olarak niteledi, “ABD Ukrayna’dan Doğu Akdeniz’e, Orta Doğu’dan Asya ve Latin Amerika’ya kadar her yerde darbelerin, müdahalelerin ve emperyalist savaşların destekçisi olmuştur” dedi.

Obama’dan önce Yunanistan’ı ziyaret eden son ABD başkanı Bill Clinton olmuştu. Clinton’un ziyareti, dağılan Yugoslavya’daki NATO’nun hava harekatlarının yapıldığı 1999 yılının Kasım ayına denk gelmiş, Atina sokaklarında anarşistler ve solcular ile polis arasında (Obama’nın 15-16 Kasım 2016 ziyareti sırasında da olduğu gibi) çatışmalar yaşanmıştı. Hatta 19 Kasım 1999’da ABD aleyhinde düzenlenen büyük protesto gösterilerinde Yunanistan’ın şimdiki başbakanı genç Aleksis Çipras da yer almıştı. O ziyarette Clinton, Yunanistan’da 1967’de yönetimi ele geçiren (ve 1974’e kadar iktidarda kalan) cunta hükümetinin ABD tarafından desteklenmiş olmasının hatalı bir politika olduğunu ima eden bir konuşma yapmış, “ABD, Soğuk Savaşı cezalandırma yönündeki menfaatlerinin…demokrasiyi destekleme zorunluluğunun” önüne geçtiğini belirtmişti.

___________________

*”Alternatif küreselleşme”: İlki 2001’de Brezilya’nın Porto Alegre şehrinde gerçekleştirilen ve her yıl Davos’ta toplanan “Dünya Ekonomik Forumu”na karşı konumlandırılarak, “neoliberalizme ve dünyanın sermaye ve emperyalizm” tarafından idare edilmesine” karşı olduğunu iddia eden ve “Dünya Sosyal Forumu” olarak adlandıran sivil toplum platformunun ifadesiyle “çok uluslu şirketlerin güdümünde” değil de “dayanışmaya” dayalı olan küreselleşme. (https://fsm2016.org/en/)

Ayşe Ferliel Barounos (Atina)
iamail2005@gmail.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here