Yunanlı ‘Hatip Dicle’ AİHM’de kazanmış

Yunanlı ‘Hatip Dicle’ AİHM’de kazanmış

0
PAYLAŞ

AİHM’ye göre, milletvekilliğinin düşürülmesi seçme ve seçilme hakkının ihlali anlamına geliyor. 2000 yılında Yunanlı bir avukatın açtığı davada AİHM, “seçmenin iradesi görmezden gelindi” demişti.

Diyarbakır’dan BDP desteğiyle bağımsız milletvekili seçilen Hatip Dicle’nin vekilliğini düşüren Yüksek Seçim Kurulu (YSK), bu karara yapılan itirazı reddederken, ayrıntılı gerekçeler sunmaya bile gerek görmedi. YSK, itirazların yanıtının ilk kararda anlatıldığını belirterek, Dicle kararını kesinleştirdi. BDP’li bağımsızların parlamentoyu boykot kararı almasına yol açan 1 yıl 8 aylık hapis cezası kararına yönelik tartışmalar ise sürüyor. 2007’de Ankara Haber Ajansı’na yaptığı, “Bu ateşkes fiilen geçersiz hale geldi. Ordunun operasyonları durmadığı takdirde onlar da meşru müdafaa hakkını kullanır” demecinden dolayı şiddet içerikli eylemi olmamasına rağmen Dicle’yi 1 yıl 8 ayla cezalandıran mahkeme, “sanığın eğilimi” gerekçesiyle, cezayı hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kapsamına almadı. Yaşanan süreci yorumlayan eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yargıcı, CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen de Dicle nedeniyle Türkiye’nin AİHM’de mahkumiyetinin kesin olduğunu söyledi.

Mahkûmiyet kesin

Milliyet’e konuşan, Türmen konuyla ilgili yetkinin TBMM’de olduğunu savunarak, şunları söyledi:
“Çünkü mazbatayı alınca vekilsiniz ve anayasa vekilliği düşürme yetkisini TBMM’ye vermiş. AİHM de vekilliğin yargı kararıyla düşürülmesini seçme ve seçilme hakkının ihlali olarak görüyor. Merve Kavakçı, Nazlı Ilıcak, Selim Sadak davalarında Türkiye bu nedenle mahkum oldu. Yani Dicle nedeniyle de Türkiye’nin mahkum olacağı kesin.

Oy pusulasında niye var

AİHM’nin, 2006’da aldığı Lykourezos/Yunanistan kararı var. Bu kişi oy pusulasında ismi yer alıp vekil seçildikten sonra bir anayasa değişikliği yapılıyor ve yeni anayasaya göre koşulları uygun olmadığı belirtilerek, vekilliği düşürülüyor. AİHM, burada meşru beklenti ve güven sorunundan söz ediyor. Halkın oy pusulasına güvendiği için bu kişiye oy verdiğini, milletvekili seçildikten sonra parlamentoda olacağını düşündüğünü belirtiyor. İptalle, meşru beklenti hakkının boşa çıkarıldığını, bunun da seçme ve seçilme hakkının ihlali anlamına geldiğini söylüyor. Dicle de aynı şekilde oy pusulasında vardı.”

Lykourezos davası

Milletvekilliğinin düşürülmesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) çeşitli davalarda ele aldığı başlıklardan birini oluşturuyor. Yunanistan aleyhine açılan Lykourezos davasında alınan karar da bu konuya AİHM’nin bakışını net şekilde gösteriyor.

Dava, Atina Barosu’na kayıtlı Alexandros Leon Lykourezos’un 2000’de milletvekili seçilmesinden sonra seçim uyuşmazlığına bakan kuruma yapılan itiraz sonucunda, milletvekiliyken avukatlık görevini sürdüremeyeceği gerekçesiyle milletvekilliğinin düşürülmesi temeline dayanıyor.

AİHM kararları ne diyor

Lykourezos’un Yunanistan’ı mahkeme masrafları da dahil olmak üzere 34 bin euro tazminat ödemeye mahkum ettirdiği davada AİHM’nin yaklaşımının öne çıkan unsurları şunlar:

– Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), her bireyin seçimlerde aday olmasını ve seçildikten sonra milletvekilliği görevini yürütmesini garanti altına alır.

– AİHS’nin ilgili protokolünde garanti altına alınan haklar gerçek bir demokrasi açısından büyük öneme sahip olmakla birlikte mutlak değildir. Bu konuda zımni sınırlamalar olabilir. Bu sınırlamalar meşru bir hedefe sahip olmalı, orantısız olmamalı ve halkın seçimini özgürce ifade etmesini engellememeli, halkın iradesini belirlemeye yönelik seçim sürecinin bütünlüğünü ve varlığını koruma kaygısını yansıtmalıdır.

– Halk seçimini özgür ve demokratik bir şekilde yaptıktan sonra, seçim sisteminin organizasyonunda demokratik düzen açısından kaçınılmaz olmadıkça, bu tercihi tartışılır hale getirecek değişikliklere gidilmemelidir.

– Davacı, mevcut seçim sistemi ve Anayasa açısından sorun yaratmayan şekilde seçilmiştir. Ne kendisi ne de seçmenleri, davacının seçilmesinin ileride sorun yaratacağını öngörmek durumunda değildir.

– Alınan kararla, davacıyı kendilerini dört yıl süreyle parlamentoda temsil etmek üzere özgür ve demokratik bir biçimde seçen seçmenlerin iradesi, güven ilkesi görmezden gelinerek yok sayılmıştır.

GÜVEN ÖZALP – GÖKÇER TAHİNCİOĞLU/Milliyet

BİR CEVAP BIRAK

eleven + eighteen =