Zamanın ritmi +10

Bu soruyu yerelden genele tüm politik yelpazede her profildeki siyasi, kendi kendisine açık açık sormalı ve analitik düşünerek, gerçekçi cevaplar vermeli… Yerel seçimlere doğru son düzlüğe giren rakip partiler artık ellerinden geleni artlarına koymayacaklar. Ancak bu süreçte üretecekleri verim, nokta atışlı, hedef odaklı en optimum enerjiyle en maksimum geri dönüşü elde etmek ve bunu sandığa yansıtmak için hangi enstrümanları kullanacaklarına bağlı… Babadan kalma, “ya Allah“ metodları olmaz, Rakip uçarken, senin at kuşanman olmaz. Kanatlanıyor musun, atlanıyor musun?

Bir mücadeleye girerken önce ekibini sonra da ekipmanını doğru seçmek lazım. Ticari rekabette de, spor müsabakalarında da hep aynı. Elindeki avantajları ve dezavantajları doğru saptamak lazım. Güç analizi yapıp, rakibe nazaran sikletinin çapını ortaya koymak lazım. Hangi sahaya, hangi kadroyla, hangi kramponla çıkacağını bilmek lazım. 1.50’lik bir adamı kaleci ya da santrafor oynatamazsın, 100 kiloluk sol ayaklı adamı ise sağbeke koyamazsın. Takımın tam tekmil olması lazım, beyin full şarjlı, beyincikte pil olması lazım…

Deniz muharebelerini, kruvazörlerin yanında hızlı hareket edebilen muhripler alır, maçları da hızlı koşan takımlar… Önceki mücadelelerden ders çıkarmak lazım, kaybettiğin zamanlarda hangi metodları kullandığını ve neye malolduğunu hatırlamak lazım, bunun birkaç tık üzerinde +10 düşünebilmek lazım… Rakibin eksilerde iken, sen önce omurgalara strateji mıhlamalısın, sonra kaburgalara taktikler zımbalamalısın…

Ama sen, klasik turlar yanısıra bir de halk kitleleriyle günde 2 saat direk dertleşebileceğin siber bir face office açmayı düşünemiyorsan, halka tek yönlü nutuk atmak yerine, soru cevap ve sohbet ortamı yaratamıyorsan, rakibi arenalara davet edip, gelse de gelmese de tuş etmek yerine ardından atıp tutmayı iş sanıyorsan, halk senden üretken ve yaratıcı bir şeyler beklerken, ağzından proje kelimesi çıkartmaya çekiniyorsan, rakiplerin vitrin düzeltmeyi faydalı proje diye sunarken, sen istihdam ve ekonomi yaratacak, kentini dünya markası yapacak projeleri ortaya koyamıyorsan… sandığa gitmeye bile gerek yok… seçmeni itmeye bile gerek yok…

Belkemiğini, partililerinden ve sahayı bilen şehirlilerinden harmanlanmış, tecrübe ve genç dimağ ekseninde karma kurulmuş,dinamik ve tandem bir orta saha ile oluşturup, sağ ve sol kanatları oyunu iyi okuyabilen, ileri geri mekik yapıp geriden bindirebilen dışardan oyuncularla besleyip, santraforları delici, rakibin savunmasını dağıtıcı, kıvrak zekalı, her iki ayağını ve kafasını kullanabilen uzunlardan seçerek, kaleye rakibi yıldırıcı, caydırıcı uçan bir barikat koyarak, zemine göre oynayacak, takım olmuş ve yedek kulübesinin kalitesi de sahadakilerden geri olmayan bir ekiple çıkmak lazım sahaya… yoksa düşersin tavaya…

Maç yeni başlıyor, yıllardır yenildin, artık kafayı çalıştır, farklı taktik dene… Avrupa sahalarındaki yeni yöntemleri gözlemle, dinle, adapte et, uygula… Çağa en uygun donanımla, en hızlı, en üretken, en yaratıcı en pratik zekalı kadroyla çık sahaya… Çık alnı açık, sahaya…

Bir daha rakibi böyle sakat kadrolu, zaaf dolu, tribünlerin desteğini yitirmiş durumda yakalayamazsın… Yoksa, bu seçimleri de kaybedersen, sakat kadrolu, zaaf dolu ve tribünlerin desteğini ilelebet yitirmiş kalacaksın… Ülkeyi de teslim etmiş halde…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.