Zeynep Altıok’a Açık Mektup

Zeynep Altıok’a Açık Mektup

0
PAYLAŞ

Zeynep Altıok’un Sizin hiç babanız yandı mı? başlıklı yazısını okudunuz mu?
Ben okudum.
Yazı değil, çığlıktı.
Yüreğini kafesinden söküp, yazı diye önümüze koymuş Zeynep.

Yazın demiş, tekrar tekrar yazın.
Unutturmayın.

“Bağırsam neye yarar, nasılsa duymazlar.
Ben bir kömür ocağının onulmaz göçüğüyüm;
İçimde cesetler ve daha ölmemişler var.”
diye bitirmiş çığlığını.

Yazamıyorum.
Ne yazılır bunun üzerine Zeynep, ne söylenir daha kardeşim ?
Yazamıyorum.
Oysa ne çok yazmıştım daha önce.
Çığlığın yumruk oldu, oturdu boğazıma kardeşim.
Aklım, dimağım durdu, kanım dondu sanki.

Eski yazdıklarıma baktım.
2003’te yine bir Vali varmış.
( Amasya elmasıyla, Sivas valisiyle meşhur bilirsin )
Bak, ne demiş o zaman bu zat ;
Madımak Oteli müze olursa birlik ve beraberliğimizin bozulacağını söylemiş.
Otelin müze yapılması durumunda oluşacak karşı protestolarda şehrin güvenliğini
sağlamak zorlaşırmış.
Bu, yarayı kaşımak olurmuş.
Hassasiyetlerimiz varmış.

Benim, bu gerekçeden o zaman çıkarabildiğim tek sonuç;
dünyanın en hassas katillerinin bizim ülkemizde yaşadığı olabilmiş ancak.
Hani tam; taşları bağlayıp, itleri salmışlar durumu.
Böyle bir müze, katiller dışında kimleri rahatsız eder diye sormuşum o zaman.

İnsanların yakıldığı yerde, yıllar yılı bir kebapçı olması bu zatları rahatsız etmedi
ama müze rahatsız mı ediyor diye sormuşum.

Açıkçası bu konuyu açmayın demeye getiriyorlar Zeynep.
Düpedüz alay ediyorlar sanki hepimizle.
Sanki öfkeye sevkediyorlar bizi.
Kendi öfkemizde boğmak istiyorlar.
Yok, yok bu kadar zeki değiller kardeşim.
Hoyratlar sadece.
Kaba, hoyrat ve akılsızlar.
Günü kurtarmayı yönetmek sanıyorlar, günü kurtararak geleceğimizi katlediyorlar.
Yüzyıllardır yaptıkları, bildikleri tek şey bu.
Hızır Paşa’nın, Yavuz’un takipçileri bunlar.

Sanki bu müze olmazsa bu katliam unutulacak.
Konuşmayarak neyi unutturdunuz bu ülkede bu güne kadar?
Ermeni meselesini mi yoksa Kürt meselesini mi?
Maraş Katliamını mı yoksa 1 Mayıs katliamını mı?
Konuşmaya, konuşmaya neyi çözdünüz?

Pir Sultanı unutturabildiniz mi?
Resmi olarak Pir Sultan’a sahip çıkabilmeniz kaç yüz yıl aldı?

Orada yakılan insanların anısına resmi olarak sahip çıkma cesaretini
kaç yüz yıl sonra gösterebileceksiniz?

Bu toplumu bu utançla yaşamaya kaç yüzyıl daha mahkum etmeyi düşünüyorsunuz?

Bunları sormuşum 2003’te kardeşim.
Şimdi de, aynı soruları sorabiliyorum ancak.

Yapabileceğimiz en doğru şey bu sanırım kardeşim.
Bıkmadan, usanmadan sormak.
Sorularımıza verecekleri o ‘’ucube’’ cevaplarında, boğulmalarını sağlamak.

BİR CEVAP BIRAK