Çözüm süreci bitti mi?

Çözüm süreci bitti mi?

0
PAYLAŞ

Oysa 24 Şubat 2015’te Dolmabahçe’de Hükümet ve HDP heyetleri bir araya gelerek tarihi bir açıklama yaptılar. Öcalan ve devlet heyeti 10 madde üzerinde mutabakata varmıştı.

Ardından İmralı’da 5 PKK’li hükümlüden oluşan bir müzakere sekreteryası oluşturuldu. Taraflardan olumlu açıklamalar geliyordu.

Her şey yolunda görülürken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan “Kürt sorunu yoktur. Neyiniz eksik ya” açıklaması geldi. Erdoğan’ın bu açıklamasına rağmen Abdullah Öcalan 21 Mart 2015 Amed Newroz’una gönderdiği mektubunda PKK’yi kongreye çağırıyor ve Eşme’yi selamlıyordu.

Eşme neydi?

Suriye’de bulunan Süleyman Şah türbesi DAİŞ’in kuşatması altındaydı. Türbe ve güvenliğinden sorumlu TSK birliği tehlike altındaydı. Türk hükümeti, PYD ve uluslararası koalisyonun koordinasyonu ve YPG-TSK ortak operasyonu ile Süleyman Şah türbesi ve TSK birliği Kobané’nin Türkiye sınırında bulunan Eşme köyüne taşındı. Bu Kürt-Türk ilişkilerinin geleceği için önemli bir adımdı. Ortak gelecek için tarihi bir gelişmeyi ifade ediyordu. Öcalan Newroz mesajında bunu selamlamıştı.

Genelkurmay Başkanı Necdet Özel ise 23 Mart günü Erdoğan’ın açıklamalarına paralel olarak Öcalan’ın Newroz açıklamasının ana fikri olarak “Eşme ruhunu selamlıyorum” açıklamasına karşı rahatsızlığını ifade etti ve Öcalan’ı “terörist başı” olarak itham etti.

Ardından 24 Mart günü TSK Mardin kırsal bölgesinde PKK gerillalarına yönelik operasyon yaptı. Bu 21 Mart 2013’te başlayan ateşkesin ihlaliydi. Bu açıklama ve operasyon Erdoğan’ın “Terör örgütü silah bıraksın”, “birilerine meşruiyet sağlanamaz”, “izleme heyetine ve Dolmabahçe toplantısına karşıyım” açıklamalarından hemen sonra geldi. Oysa hemen öncesinde Hükümetten 6-7 kişiden oluşacak bir izleme heyeti oluşacağı yönünde açıklamalar geliyordu. Nitekim hükümet sözcüsü Bülent Arınç Erdoğan’a, ‘işimize karışma, izleme heyeti oluşturulacak’ dedi.

Davutoğlu-Erdoğan görüşmesi sonrasında ise Hükümet geri adım attı ve Erdoğan’ın bulunduğu noktaya geldi. Başbakan yardımcısı Yalçın Akdoğan:” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleri bizim için talimattır. Kandil ve Demirtaş’ın açıklamaları sürecin ruhuna uymuyor. Adeta süreci zehirlemiştir. Erdoğan’ı kimse sürecin karşısında gösteremez. “ dedi. Böylece ‘biz bozmadık Kandil bozdu’ demeye getirdi.

Ne oldu da böyle oldu?

1-) Taraflar izleme heyetinin yapısında anlaşamamış durumdalar. Kandil “milli” bir izleme heyetine ‘hayır’ dedi. Yaptırımı olan uluslararası bir heyetin olması gerektiğini söyledi. Yine ancak 10 maddede anlaşma ve adımlar atılırsa silahsızlanma kongresi toplayacağını söyledi. Erdoğan, Kandil’in bu restine rest ile karşılık vermiş oldu. 2-) Hükümet HDP heyeti ile Dolmabahçe’de verdiği fotoğraf ile oy kaybettiğini düşünüyor. Erdoğan’ın resti ile oylarını toparlamak istiyor. Böylece HDP’yi barajın altında tutmayı amaçlıyor. 3-) Hükümet Musul’da DAİŞ’e karşı olası bir operasyona karşı konum belirlemeye çalışırken Yemen’deki gelişmeleri yakından takip ediyor. PKK’yi yalnızlaştırmak için koalisyon güçleri ve KDP ile anlaşmanın yollarını arıyor. 4-) Hükümet iç güvenlik paketini geri çekmek yönünde sinyal verse de Erdoğan’ın karşı çıkmasıyla geri adım attı ve birkaç gün içinde paket yasallaşacak. Erdoğan, PKK’ye karşı yeni bir mücadeleye hazırlanırken bunun yasal alt yapısını ve ittifaklarını oluşturma çabasında.

Hükümet, Hakan Fidan’ın adaylık sürecinde olduğu gibi bu konuda da Erdoğan’a biat etti. Erdoğan’a biat eden bir hükümet ile çözüm sürecin daha fazla ilerletmenin imkanı kalmamış durumdadır.

Süreç dinamiğini yitirmiş durumdadır.

Süreç bitti demesek de, “donmuştur” diyebiliriz!

BİR CEVAP BIRAK

fourteen − 10 =